SOMA’DA ACILAR DİNMEDİ

SOMA’DA ACILAR DİNMEDİ

SOMA’DA ACILAR DİNMEDİ

13 Mayıs 2014 tarihinde Soma’da Soma A.Ş.’ye ait kömür ocağında meydana gelen ve tarihimizin en vahim iş kazalarından biri olan olayda yaşamını yitiren 301 maden emekçisi anıldı.  Olayın 4. yılında hukuk süreci devam ediyor, hukuk çevreleri davanın sonuçlandırılmamış olmasının herhangi bir geçerli nedeni olmadığı görüşündeler.  Sorumluluk zincirinin en üst halkasında bulunanlar ise mahkemeye dahi çıkarılmadı. Yaşamını yitirenlerin aileleri bu olaya ilişkin çıkacak doğru kararın Türkiye’de yaşanan diğer iş kazaları için bir örnek oluşturacağını söylüyorlar.

Davada en son gelinen aşamada savcı yargılanan iş sahiplerinin “bilinçli taksirle” cezalandırmasını istemiştir bu durumda ceza üst sınırının 22,5 yıl olacağı belirtilmiştir. Oysa avukatlar sanıkların “kast”tan cezalandırılmasını istemiştir ki bu durumda verilen ceza ölen işçi sayısı kadar arttırılmaktadır.

Facianın yıldönümünde toplanan madenci aileleri facianın “alınmayan önlemler” ve “formalite denetimleri” sonucunda geldiğini, bu tür olayların engellenmesi için madenlerin kamulaştırılması ve taşeron çalıştırılmasının yasaklanmasını istediler.

Olay 301 maden emekçisinin ölümünden ibaret değildir, arkada kalan parçalanmış, acılı aileler, bir toplumsal yara ve ülkemizdeki işçi gerçeğidir.

İş kazaları bakımından Dünya’da en üst sıralarda yer alan Türkiye’de Soma faciasının ardından birçok maden kazası olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Nedeni çoktur – Kar hırsı, üretim zorlaması, özelleştirme, taşeronlaştırma, rödovans sözleşmeleri, esnek ve kuralsız çalıştırma, sendikasız işgücü, kamu madenciliğinin yok edilmesi, madencilik bilgi ve deneyim birikiminin aktarılamaması ve tüm bu nedenlerin sonucunda gerekli teknolojik ve insani yatırımın yapılarak yeterli ve etkin iş güvenliği önlemlerinin alınmaması.

İş Sağlığı ve Güvenliği Meclisinin verilerine göre 2017 yılında iş kazalarında 2006 işçi yaşamını yitirmiş.  Nisan 2018 raporuna göre ise geçen ay en az 177 işçi iş kazasında yaşamını yitirmiştir.  İş kazalarındaki ölümler günde ortalama 6 işçiye ulaşmıştır.

Diğer yandan işçilerin daha iyi çalışma ve yaşam koşullarına kavuşmaları için uğraş veren Sendikaların işyerlerinde iş güvenliği uygulamalarına ve politikalarına daha etkin bir biçimde müdahale etmeleri gerektiği de bir gerçektir.  Bu alanda atılan her adımda ya da atılmayan her adımda sendikaların sorumluluğu vardır.  İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin talepler “0” risk ilkesi doğrultusunda Toplu İş Sözleşmelerinde olabildiğince kapsamlı ele alınmalıdır.