SAMSUN MEŞ’ALE GAZETESİ

SAMSUN MEŞ’ALE GAZETESİ

Okumakta olduğunuz bu gazete,
“100 yıl önce 19 Mayıs ve 20 Mayıs günü Samsun’da bir gazete yayınlanmış olsaydı hangi haberlere yer verilebilirdi?” sorusu temelinde bir temsil niteliğinde hazırlandı. Samsun basın tarihinde 1919 yılında “Meş’ale” adı altında yayınlanmış herhangi bir gazetenin mevcut olmadığını belirtmek isteriz. Okumakta olduğunuz temsili gazete; Milli Mücadele’nin İlk Adımı’nın atılışı ve kurtuluş meşalesinin yakılışının 100. Yılı anısına; Türk İstiklâl Savaşı Önderi Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve Silah Arkadaşları’na, Tüm Gazi ve Şehitlerimize minnet ve şükran duygularıyla
ithaf olunur.

19 MAYIS 1919 PAZARTESİ

MUSTAFA KEMAL PAŞA BUGÜN SAMSUN’A ÇIKIYOR

16 Mayıs 1919 Cuma günü İstanbul Galata Rıhtımı’ndan hareket eden Bandırma Vapuru’nun bugün sabah saatlerinde Mustafa Kemal Paşa ve karargâh subaylarını Samsun’a getirmesi bekleniyor.

İstanbul’da bulunan muharririmizden aldığımız bilgilere göre Mustafa Kemal Paşa Cuma selamlığına katıldıktan sonra Sultan Vahdettin’e veda için Yıldız Sarayı’na gitti. Sultan Vahdettin’le görüştükten sonra annesi ve kardeşiyle vedalaşan Paşa, manevi oğlu Abdürrahim’in arkasından bir tas su dökmesinin ardından otomobil ile Galata Rıhtımı’na geçti. Mustafa Kemal Paşa’yı Galata Rıhtımı’ndan Bandırma Vapuru’na binmeden önce Hamidiye Kahramanı olarak ün yapmış bulunan sabık Bahriye Nazırlarından Rauf Bey uğurlandı. Rauf Bey’in tedbirli olması için Mustafa Kemal Paşa’yı uyardığı söyleniyor. Bilindiği üzere Mustafa Kemal Paşa 30 Nisan’da 9. Ordu Kıtaâtı Müfettişliğine getirilmişti. Müfettişlik Karargahı 23 kişilik bir liste içeriyor.

Bugün Samsun’a gelmesi beklenen müfettişlik karargâh heyetinin subay listesidir.

İZMİR’İN İŞGALİ KARADENİZ AHALİSİNİN KAYGISINI GÜÇLENDİRDİ

“Hükümetimizi, idamımızı tebliğe memur görmek istemiyoruz”

Yunanlıların İzmir’i işgali Karadeniz sahillerinin de her an bir işgal tehdidine maruz kalabileceği kaygısını güçlendirdi. Protestolarla, mitinglerle Canik ahalisi de İzmir’in işgaline sessiz kalamadı. Güzel İzmir’in işgali burada da Türk milletinin millî haysiyetine indirilmiş bir darbe olarak algılandı. Padişah ve Sadaret’e gönderilen telgraflarla işgalin kabul edilemez olduğu, akabinde sıranın yaşadıkları topraklara geleceği belirtildi. Sadrazam Damat Ferit Paşa’ya çekilen telgrafta ise her şey açıkça beyan ediliyordu: “Hükümetimizi idamımızı tebliğe memur görmek istemiyoruz.” Binaenaleyh; gösterilen tepkinin, işgale karşı duruşun, asayişsizlik telâkki edilmemesi gerektiği belirtildi. Osmanlı coğrafyasında yaşayan her Türk’ün vatan toprağı üzerinde hakkı vardır, haksız işgallere ses çıkarmak namus meselesidir.

AHALİ, PONTUSÇU RUM ÇETELERDEN TEDİRGİNLİK DUYUYOR

Köylerde Ne Huzur Var Ne Sükûn

Samsun ve civarında zuhur eden Pontusçu çetelerin faaliyetlerinden ve saldırı hazırlıklarından ahali tedirginlik duyuyor. Mondros Mütarekesi’ni ve Samsun’un İngilizlerce murakabe altında tutulmasını fırsat bilen su-i emellere sahip ayrılıkçılar, çeteler teşkil etmeye başladı.

Alınan istihbarata göre; Canik Sancağı’nda Rumların 3.000 kadar silahı, en küçüğü 50 kişiden müteşekkil 12 çetelerini varlığı bilinmekte. Samsun’un civar köylerinde yaptıkları yağma, talan, gasp ve cinayetler artık her yerde duyulmaya başladı. Bu çeteler sıkıştıklarında yüksek dağlara sığınarak izlerini kaybettirmektedir.

TEĞMEN HAMDİ YENİDEN DAĞLARDA

İngilizler, 9 Mart günü Samsun’a küçük bir askerî birlik çıkarmışlardı. Kısa bir süre sonra bir müfrezesini de Merzifon’a göndermişti. Bu işgal hadisesini takip eden olaylar, biri diğerinin sebebi ve sonucu olarak akıp gitti. Nitekim, Samsun’a İngiliz askerinin gelmesi ilk tepkisini çok çabuk gösterdi. 17/18 Mart gecesi 15. Fıkra Kumandanlığı’na bağlı Türk, birliklerinden Makineli Tüfek Bölüğü’ne tâbî Hamdi adında bir teğmen askerlerini alarak dağa çıkmıştı. Teğmen Hamdi olayı, Samsun’un ahvali bakımından son derece önemli idi. Bu olay, milliyetçi, memleketçi Türk subay kadrosunun hazır olduğu bir davranışı ifade ediyordu. İttihatçı bir hareketin başlamasından zaten kuşkulu bulunan İngilizler, bu küçük olaydan dolayı daha çok endişeye kapıldılar. Alınan çok gizli bir bilgiye göre, Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Reisi Fevzi Paşa’nın Samsun’daki olaya ilişkin şunları belirttiği istihbar edildi: “Samsun’daki birliklerden bir makineli tüfek bölüğüne mensup Teğmen Hamdi Bey’in bir makineli tüfek ve bir miktar askerle dağa çıkarak Türk çetelere yardımcı olması işgal kuvvetleri kumandanını büsbütün şüpheye düşürmüştür. Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye’ye memur olan İtilâf kuvvetlerinin irtibat subayları sık sık yanıma gelerek benden bu hususta ayrıntılı bilgi istediler.” Bu vesileyle ve İngilizlerin tahrikiyle Türk makamlarının dikkati Samsun bölgesine tamamen çevrilmiş oldu.

20 MAYIS 1919 SALI

MÎRLİVÂ MUSTAFA KEMAL PAŞA TÜTÜN İSKELESİ’NDEN SAMSUN’A İLK ADIMI ATTI

Dün sabah saat 8 civarında, 9. Ordu Kıtaâtı Müfettişliği görevini haiz bulunan Mustafa Kemal Paşa ve maiyeti Samsun’a ulaştı. Mustafa Kemal Paşa’nın Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan Samsun’a olan yolculuğu üç gün sürdü. Zorlu bir yolculuktan sonra Paşa ve heyeti ile gemi mürettebatı güvenli bir biçimde Tütün İskelesi açıklarında demirledi. Mustafa Kemal Paşa ve heyetini karşılamak üzere Samsun eşrafından ve memurininden pek çok isim karşılama merasiminde yerini aldı.

MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN SAMSUN’DAKİ İLK İCRAATLARI

Mustafa Kemal Paşa Samsun’a vardığı 19 Mayıs günü ilk iş olarak, gelişini ilgili makamlara bildirdi. Bu çerçevede 19 Mayıs 1919 tarihinde Sadaret makamına, Dahiliye ve Harbiye Nezâretleri ile Erkân-ı Harbiye-i Umûmîye Riyaseti’ne çektiği şifre telgrafta “Bugün öğleden evvel saat sekizde Samsun’a varıldığını ve verilen vazifeye başlandığını arz ederim” dedi. Benzer içerikli başka bir telgrafı da, görev yetkisi dahilindeki mülkî ve askerî makamlara çekti. Ayrıca Sivas, Van, Erzurum, Trabzon, Ankara, Kastamonu, Mamuretül-aziz, Diyarbekir Valilikleri ile Erzincan Müstakil Mutasarrıflığı’na, yine Erzurum’daki 15. Kolordu ve Ankara’daki 20.Kolordu Kumandanlıkları’na sorumlulukları dahilindeki bölgenin asayişi işe de anlaşılacağı üzere Mustafa Kemal Paşa’nın ilk faaliyetleri Samsun ve çevresindeki asayiş problemler ile ilgili önlemler almak biçmindeydi. Mustafa Kemal Paşa’nın dün gerçekleştirdiği girişimler sonrasında Başbakanlığa önemli bir hususta telgraf çekmesi bekleniyor. Aldığımız çok özel bir bilgiye göre; Paşa’nın bugün Sadaret’e “İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesinin yakından temasda bulunduğu milleti ve orduyu derinden üzdüğü, bu haksız tecavüzün ne ordu ne de millet tarafından hiçbir şekilde sindirilmesinin mümkün olmadığı, Anadolu’daki
sükûnetin kaynağının Padişah ve Hükûmetin kesin teşebbüs ve icraatlarıyla milletin hukukunu koruyacağına olan itimattan kaynaklandığını” ifade eden bir yazı olacağı üzerinedir. Paşa tarafından bu mahiyeti haiz bir yazı Sadaret’e gönderilir ise Paşa’nın tüm Samsun ahalisine de tercüman olacağını açıklıkla beyan ederiz. Yine Mustafa Kemal Paşa’nın başka bir telgrafta da İngilizlerin mütareke hükümlerine aykırı tutumlarda bulunduğunu yazması bekleniyor. Paşa ile yapılan görüşmelerden anlaşılıyor ki; Mutasarrıf Ethem Bey’in Canik Sancağı başında kalması zordur. Muhabirimizin ilettiğine göre; Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Bandırma Vapuru’yla Samsun’a gelen ve III. Kolordu Komutanı olarak atanan Miralay Refet Bey’e, geçici bir süre olmak kaydıyla, Mustafa Kemal Paşa tarafından Canik Sancağı Mutasarrıflığı görevi de verilebilir. Paşa’nın, bu durumu Damat Ferit Paşa ile görüşeceği ve nihayetinde sabık dahiliye nazırlarından Hamit Bey’i mutasarrıf olarak göreve getireceği belirtiliyor.

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’daki Karargâh Binası, Mantika Palas

NEDEN SAMSUN?

İtilaf Devletleri’nin İstanbul Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, Mondros Mütarekesi imzalanmış olmasına karşın Samsun ve havalisinde henüz mütareke şartlarının uygulanmamış olduğunu öne sürdü. Bu nedene bağlı olarak Calthorpe, 17 Ocak 1919’da Samsun’da bulunan Amerikan Tobacco şirketinin, bütün Müslümanların ve bilhassa köylülerin silahlandırılmakta oldukları hakkındaki 11 Ocak 1919 tarihli raporunu Londra’ya gönderdi. 8 Şubat’ta Foreign Office “Donanma ve asker göndermek suretiyle durumun önüne geçebilir misiniz?” diye sordu. Yüksek Komiser Yardımcısı Amiral Webb “Normal şartlara dönüş, bütün bölgenin tamamıyla silahtan tecridi ile mümkündür; bu da ancak büyük askeri birliklerin kuvveti sayesinde olabilir” diyerek askeri müdahalenin gerekliliğini dile getirdi. Bunun üzerine Karadeniz İşgal Orduları Komutanı General Milne, 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a 200 kişilik bir Hintli İngiliz birliği gönderdi.Hatırlıyoruz ki o gün Samsun için katlanılamaz derecede ağır bir gün idi. Samsun’a gelen bu askerler yerli ayrılıkçı Rumlar tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. İngilizlerin bu işgal faaliyeti Pontusçu Rum çetelerinin Samsun ve civarında daha ziyade şımarmasına ve tecavüzlerini artırmalarına neden oldu. Memleketimizde gerçekleşen bu işgal durumuna sessiz kalamayan Teğmen Hamdi ve bölük askerleri dağa çıktılar. Bu olay,
Samsun’da gerçekleşen olayların Türk subaylarının desteğiyle olduğu savının ortaya atılması için bir bahane kabul edildi. Amiral Calthorne 21 Nisan’da Samsun ve civarında gerçekleşen faaliyetler nedeniyle Hariciye Nezareti’ne bir nota gönderdi. Bölge de asker toplama amacıyla kurulan şurâların bulunduğunu, bunların lağvedilmemesi halinde işlerin ciddiyet kesbedeceğini, dolayısıyla asker toplamalara son vermek amacıyla şûra işlemlerinin sonlandırılmasının gerektiğini bildirdi.
Hariciye Nezareti İngilizlerin bu diplomatik tehdidini ortadan kaldırmak amacıyla ülke topraklarını üç müfettişlik bölgesine ayırdı. Bu müfettişliklerden biri de lağvedilen 9. Ordu’nun adıyla oluşturulan 9. Ordu Kıtaâtı Müfettişliği idi. Bu nedenledir ki Samsun özelinde bölgedeki huzur ve güvenliği tesis edilmesi gayesiyle Mustafa Kemal Paşa ve kurmayları Samsun’a bir müfettişlik karargâhı oluşturularak gönderilmişlerdir.

Stratejik Alan Olarak Samsun ve İngilizlerin Bölgeye Bakışı

Mütareke Türkiye’sinin en huzursuz bölgelerinden biri Samsun sancağıdır. Bölgenin etnik yapısı harp içinde yaşadığı maceralar (Ermeni ve Rum tehciri) ve hazırlıklar bu huzursuzluğun başlıca kaynakları idi. Bölgede, harbin başından beri sürüp gelen çete faaliyetine, Mütareke siyasî renk vermeye başlamıştı. Çoğu Rum olmak üzere elli kadar çete, Samsun sancağı içinde huzur ve asayişi kökünden sarsmış bulunuyordu. Bütün bu özellikleriyle, daha Mütareke’nin ilk ayından itibaren, Samsun bölgesi, İstanbul’daki İngiliz Kumandanlığı’nın dikkatini çekmiştir. Samsun, ayrıca strateji bakımından da büyük önem taşıyordu. Karadeniz’in güney kıyılarından, Orta Anadolu’ya açılan en rahat kapı şüphesiz Samsun limanı idi. Kuzeyden Anadolu içerilerine sarkmak isteyenler için bu kapı elde bulundurulmalı veya en azından güvenliği sağlanmalıydı. Henüz ne yapacağı bilinmeyen Enver Paşa’nın, eğer Anadolu’ya geçmeğe yeltenirse Samsun yolunu seçmesi ihtimali de İngilizlerce gözden uzak tutulamazdı.

KARADENİZ SAHİLLERİNDE RUM GÖÇMENLER

Karadeniz sahillerine Mütareke sonrasında her geçen gün farklı coğrafyalardan Rumlar yerleştirilmeye devam ediyor.

Anadolumuzun bu güzide sahil şeridine Batum ve Güney Rusya başta olmak üzere Rum göçmenler sevk edilerek iskân ediliyorlar. Geçen ay, 17 Nisan günü Rusya’dan getirilen 500 Rum Samsun’a getirildi ve yerleştirildi. Trabzon’a Mütareke’nin ilk altı ayında 800’ü aşkın Rum göçmenin getirildiği bilinmekte. Bu Rum göçmenleri, topraklarımıza getirip yerleştiren ise Yunan Kızıl Haç’ında görev alan Yunan subaylardır. Rumları buraya yerleştirmekle kalmıyorlar aynı zamanda teşkilatlandırıyorlar. 17 Nisan’dan sonraki yaklaşık bir aylık süreçte topraklarımıza daha ne kadar göçmen yerleleştirildiği ise bir muamma.

“Sıra bize geliyor. İpte değil, süngüde can vermeye hazırız.”

Memleketin büyük çoğunluğundan mitingler icra edilmeye başlandı. İstanbul’a, Sadaret’e telgraflar yağıyor. İzmir’in işgali protesto ediliyor. Hem işgal hemde gelişmeler karşısındaki azınlıkların kışkırtan halleri, özellikle Rum nüfusunun yoğun bulunduğu Trabzon vilayetinde büyük bir heyecan yarattı. İzmir gibi bir yerin işgalinden sonra sıranın kendilerine geleceği tüm ahalinin fikriyatında şekillendi. Giresunluların Padişah’a çektikleri telgrafta ahalinin kaygısı net biçimde ortaya serildi. “Ey Ulu Hakan” diyerek söze başlayan Giresunlular “tacından İzmir’in elmasını Türk kanlarıyla boyayarak koparıyorlar. Sıra yarın bizlere gelecek. Yıllarca en önde olan biz Türkler ipte değil süngüde can vermek için hazırız” dediler.

Temsili gazetemiz; Samsun Piri Reis Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Taner ALP ve Müdür Yrd. Nejla BOSTANCI koordinatörlüğünde;
Okul öğretmenlerimiz Ercan YILMAZ, Namık Kemal KAYNARCA, Dilek TOYDEMİR, Handan ÇELİK, Kadir UZ, Hakan KAYGUSUZ, Elif İNCE, Aysu SANCAK ve Filiz TURUNÇ’un emekleriyle; Samsun BİLSEM Tarih Öğretmeni Mehmet KÖSEOĞLU; Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Tarihçileri
Nilgün SARIÇOBAN ve Ayhan ÇIRAK’ın katkılarıyla; Zeki SARIHAN, Dursun Ali AKBULUT, Tevfik BIYIKOĞLU, Nuri YAZICI, Gotthard JAESCHKE,
Bünyamin KOCAOĞLU, Fethi TEVETOĞLU, Baki SARISAKAL, Kemal ÇİÇEK, Mehmet OKUR, Sabahattin SELEK, Zekai GÜNER, Murat BARDAKÇI, Turgut GÜRER, Sami ÖNAL, K. Doğan DİRİK, Burhanettin ASLANOĞLU’nun eserlerinden faydalanılarak, Samsun’da Piyasa Gazetesi ve dönemin rapor ve resmi evrakları(ATASE, Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Devlet Arşivi) kullanılarak; Samsun Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’nda görev yapan Tarih Uzmanı Ercan YALÇIN tarafından hazırlanmıştır.