KURTULUŞA İLK ADIM

KURTULUŞA İLK ADIM

Gerçek bir destan olan Kurtuluş Savaşımızın ilk adımının 100. yılın kutluyoruz.

Tüm dünyada önemli değişimlere sahne olan 1900’lü yılların başlarında ülkelerarası çatışmalar başlarken ülkelerin içinde de keskin dönüşümler meydana geliyordu. Endüstri Devrimiyle birlikte artan üretim, pazarların genişlemesini zorunlu kılmış ve ham madde gereksinimlerini arttırmıştı.  Avrupa ülkeleri bir yandan sömürülerini arttırma koşarken aralarında çatışma ve anlaşmazlıklar baş gösteriyor, Çin ve Rusya’da monarşiler, hanedanlıklar hak arayan büyük halk hareketleri sonucunda devriliyordu.  1914-1918 yılları arasında süren 1. Dünya Savaşı halkları açlık ve yoksulluğa sürükleyecekti. Dünya emekçi sınıfın yaygın eylemlerine sahne olacaktı.

Bu süreçte ülkemiz de batılı emperyalist ülkelerin bölüşüm planlarının baskısında işgal ve sömürgeleştirilme tehlikesiyle yüz yüze kalmıştı.  Sevr ve Mondros anlaşmalarıyla kâğıt üzerinde parçalanmış ve işgal edilmiş Osmanlı devleti yok olma tehlikesi altındaydı.

Atatürk kurtuluşumuzun halk iradesiyle ve halkın örgütlenmesiyle olacağına inanmış ve tek çare olarak gördüğü milli mücadeleyi başlatma kararını kendi iradesiyle almıştır.  16 Mayıs 1919 sabahı Bandırma vapuruyla işgal altındaki İstanbul’dan Samsun’a doğru yola çıkarken içinde bulunduğu duyguları bir röportajda şöyle ifade eder;

“Beni İstanbul’dan Samsun’a götüren vapur, Boğaziçi’ni arkada bırakıp Karadeniz’e girerken İstanbul ufuklarına baktım. Orada her çeşit savunma yasaklanmış, kalp ve vicdanları kan ağlayan, beyinleri yanan İstanbul halkı için ağladım, gözlerim yaşardı.  Ancak bu sevgili kardeşlerin kesinlikle kurtulacağına o kadar emindim ki bu güven benim için avutucu oldu.”

“Anadolu’ya geçmekteki tek amacım Anadolu’nun ortasında ve Türk milletinin büyük çoğunluğu içinde, Türk milletinin yüksek karakterine ve sarsılmaz kararlılık ve inancına dayanmaktı.  Bundan başka hiçbir önlemin ülke ve milletin derin yarasına çözüm olamayacağı hakkında kesin inanca sahip olmuştum. Onun için Samsun’a ayak bastığımda aldığım ilk önlem, Samsun ve çevresindekilere ait, beraberimde bulunanlara gereken emirleri vererek hemen güneye yürümek oldu”

Ve Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Tütün İskelesine çıkmasıyla ilk adımı atılmış olan milli kurtuluş mücadelemiz Havza’dan duyurulmuştu.  Yurdun kurtulması için yapılması gerekenler mülki amirlere ve komutanlara yazılmıştı. Kongreler süreci başlamıştı. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna kadar inanılmaz derecede zor koşullarda süren ulusal kurtuluş mücadelesi başlamıştı. Ulusal kurtuluş mücadelesine geniş halk kitleleri, emekçiler, köylüler ve özellikle gençler büyük bir coşku ve cesaretle katılmışlar ve emperyalizme karşı bağımsızlık ve özgürlük savaşı vermişlerdir. Bu ulusal düzeyde katılım daha sonra Cumhuriyetin kuruluşunda halkçı ve kamucu programların uygulanmasını getirmiştir.

Gençlik 19 Mayısın kendilerine atfedilmekle cumhuriyeti daha da ileriye götürme görevinin kendilerinde olduğunun bilincinde bu günü coşkuyla kutluyor ve bugün de bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine sahip çıkıyor.

Atamızı, dava arkadaşlarını, kahraman halkımızı ve büyük direnişlerini minnet ve coşkuyla anıyoruz.