Genel

18 Yaşın Altında 101 Bin 650 ‘Çalışan’ Var

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, CHP Niğde Milletvekili ve KİT Komisyon üyesi Ömer Fethi Gürer’in TBMM kürsüsünden sorduğu soruları yanıtladı.

“2016 yılı Kasım ayı itibarıyla 18 yaş altında çalışan sayısı, çırak, aday çırak ve işletmelerde mesleki eğitim görenlerden bakmakla yükümlü olanlar hariç, 101 bin 650 kişidir”

Çocuk işçilerin durumları ile ilgili CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in yönelttiği soruları yanıtlayan Bakan Müezzinoğlu,  Gürer’in “çocuk işçilerin çalışma sürelerinin haftalık 40 saati aştığı durumları sonlandırmaya yönelik çalışma yapılıp yapılmadığı” sorusuna Bakan Müezzinoğlu, “Bakanlığımızca teftiş faaliyetleri, programlı ve program dışı teftişler olarak planlanmaktadır. Planlanan teftişlerde çocuk ve genç işçiler, öncelikli risk grubu olarak belirlenmektedir. 2016 yılı içerisinde 9 bin 650 programlı, 14 bin 634 program dışı olmak üzere toplam 24.284 teftiş yapılmış olup 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Çalıştırma Yaşı ve Çocukları Çalıştırma Yasağı” başlıklı 71’inci maddesiyle Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerini ihlal eden işyerleri hakkında idari para cezaları uygulanmıştır” yanıtını verdi.

CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer 2016 yılında TÜİK verilerine göre çocuk işçilerin yüzde 78 kayıt dışı çalışmaktadır. Bu bağlamda bakanlığınızın yapmış olduğu bir çalışma var mıdır?” sorusunu yanıtlayan Bakan Müezzinoğlu “Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerini ihlal eden 95 iş yeri hakkında idari para cezası uygulanmıştır” diye yanıtladı.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bakanın verdiği yanıtların tatmin edici olmadığını ve çocuk işçiler sorununun ülkemizde ciddi anlamda çözüm bekleyen önemli sorunların başında geldiğini ifade etti.

 

MAYIS 2017 – “AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI”

MAYIS 2017  – “AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI”

TÜRK-İŞ’in, çalışanların geçim koşullarını yansıtan düzenli araştırmasına göre Mayıs 2017 (sonu)  itibariyle;

 

  • Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması:

 Açlık Sınırı                            :  1.529 tl

  • Dört kişilik bir ailenin yapması gereken gıda harcamasıyla birlikte giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık v.b. gibi insan onurunun gerektirdiği aylık zorunlu ihtiyaçları karşılayabilmesi için yapması gereken harcama (ücret düzeyi değildir):

 Yoksulluk Sınırı                  :  4.979 tl 

  • Bekar bir çalışanın aylık geçim maliyeti911 tl
  • Aylık net asgari ücret 404 tl

 

Hesaplanan tutarlar ücret düzeyi olmayıp haneye girmesi gereken toplam gelir miktarıdır. Her ayın son haftasında, TUİK istatistiklerinden yaklaşık 1 hafta önce açıklanan sonuçlar, tüketici fiyatlarındaki artış eğilimini yansıtan “öncü gösterge” niteliğini taşımaktadır. Sonuçta hesaplanan açlık ve yoksulluk sınırları ile ailelerin elde ettikleri gelir arasındaki fark geçim zorluğunun boyutlarını göstermektedir.

Raporda TÜRK-İŞ’İN doğrudan piyasadan, market ve semt pazarları sürekli dolaşılarak tespit ettiği ve yoksul kesimlerin harcamalarında ağırlık yer tutan gıda maddeleri fiyatlarında (Ankara);

  • Bir önceki aya göre değişim oranı % 0,70
  • Mayıs 2016’ ya göre değişim oranı % 11,18
  • 12 aylık ortalamalara göre değişim oranı ise % 4,15

olarak hesaplanmıştır.

 

İZDENİZ’de Grev Kararını Astık

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İZDENİZ A.Ş.’de beş aydır yürüttüğümüz toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin tıkanması ve olumsuz sonuçlanması üzerine grev kararımızı İzmir Konak Vapur İskelesi’ne astık.

Genel Başkanımız Dr. Hasan Pekdemir yaptığı açıklamada “Aklınızı başına toplayın. Denizcinin etkisi de sert olur tepkisi de sert olur. Kimse bizim gücümüzü sınamaya kalkmasın. Gelin İzmir halkına huzursuzluk vermeyelim. Bu toplu iş sözleşmesi grev kararımız birkaç gün içinde çözülmezse hiç kimsenin kuşkusu olmasın. İzmir’de grev uygulamasına geçeceğiz bu gemileri,  filoyu bağlayacağız. Vereceğimiz rahatsızlıktan dolayı İzmir halkından özür diliyoruz. Sadece alın terimizin karşılığını istiyoruz.” şeklinde konuştu.

Aylardır 2. Sicilde yer alan ve kesilmemesi gereken vergilerin yasadışı bir şekilde kesildiğini belirten Genel Başkanımız D.r Hasan Pekdemir konuşmasına, “Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu (TUGSK) göre burası aylar öncesinden 2. sicile geçti. Bu gemi adamların vergi vermediği bir çalışma sistemi demektir maalesef görüyoruz ki yasaya aykırı bir şekilde benim emekçi dostlarım vergisi kesiliyor. TUGSK’a geçtiğimiz için bundan sonra toplu iş sözleşmesinde net ücrete geçmemiz gerekiyor. Kesilen vergimizi zaten bize devlet geri iade ediyor. Zam vermiyorlar en azından enflasyon üzerinden bir zam istiyoruz.” şeklinde devam etti.

Genel Mali Sekreterimiz Cevahittin Yeşiltaş ise kara personelinin sosyal yardımlarla beraber en az maaşının bin 700 lira, kaptanların maaşlarının ise 4 bin 400 lira olduğunu, 60 gün içinde anlaşma sağlanmadığı taktirde sendika üyelerimizle birlikte 13 Temmuz tarihinde greve çıkacağımızı bildirdi.

 

 

 

Grev Kararımız Basında

Ege’de Son Söz

Hürriyet

Milliyet

Doğan Haber Ajansı

Yeni Asır

Evrensel.net

Kıdem Tazminatıma Dokunma

Yurt genelinde 1 Mayıs’ı ayrı ayrı etkinliklerle kutlayan işçi sendika ve federasyonlarının sorunları birdi.

Emekçilerin etkinliklerde öne çıkan talebi çalışma hayatına getirilen bir dizi yapısal düzenlemelerden sonra iş güvencesinin kalan son dayanağı kıdem tazminatına ilişkin hak gaspına yönelik tasarıya karşı durulmasıydı.

Sendikalar doğal olarak yapılacak olan düzenlemelerin çalışanların mevcut kazanımlarını korurken, bu hakların ötesinde çalışanların yararına olacak uygulamalar getirmesini savunuyorlar.  Kıdem tazminatını bir iş güvencesi olarak gören sendikalar, tasarının kesinleşmesi halinde keyfi işten çıkarmaların artacağını ve işten atılma korkusunun yaygınlaşacağını belirtiyorlar.

Meydanlarda, Barış’ın ekmeğin hakça bölüşülmesiyle, Özgürlüğün siyasal ve ekonomik demokrasiyle sağlanabileceğini dile getiren TÜRK-İŞ,  kıdem tazminatına ilişkin kazanılmış haklardan vazgeçilmeyeceğini belirtti.  Kıdem tazminatına ilişkin tasarının gündemden kaldırılmasını talep etti.

Tasarının esas olarak “Fon” sistemine dayanması daha önce kurulmuş sosyal fon sistemlerinin başarısızlığı göz önüne alındığında fondaki birikimlerin ödenmesinde sıkıntılar yaşanacağı düşünülmektedir.  Son haliyle henüz paydaşların tartışmasına açılmamış olan tasarının ilk taslağına göre;

  • Bireysel Emeklilik Şirketlerine yatırılacak primler yatırım fonlarına yönlendiriliyor
  • Prime esas kazanç üzerinden yatırılacak kıdem tazminatı primi oranı belirsiz
  • Prim ödeme süresi içinde yatırılmayan prim tutarlarından/primlerin yatırılmamasından SGK sorumlu tutulmuyor
  • Eksik yatırılan ya da hiç yatırılmayan primler için adres “iş mahkemeleri”
  • Emeklilik şirketi işveren tarafından, fon tipi işçi tarafından seçiliyor
  • Kıdem Tazminatı Fonlarının kuruluşu ve yönetimi “Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu hükümlerine göre yürütülüyor
  • Yetkilendirmeler, fonların yönetimi v.b. hususlara ilişkin esas ve usuller müsteşarlıkça belirleniyor
  • Mevcut çalışanların birikmiş tazminatlarının akıbeti belirsiz

Kıdem tazminatına ilişkin yapılacak bir yasal düzenlemenin esas olarak “işçinin kendi isteğiyle” de işinden ayrıldığında biriken kıdem tazminatını alabilmesini temin etmesi gerekirken yeni düzenlemeyle göre işten atılanlara, evlenerek işten ayrılan kadınlara, askere gidenlere tazminat ödenmeyecek.  Çalışanlar genel kural olarak ancak 64 yaşında kıdem tazminatı alabilecekler.

Emekçiler kıdem tazminatına ilişkin hakları konusunda hayli hassas ve kararlı görünüyorlar.

Zam Şampiyonu Domates…

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından her ay düzenli olarak açıklanan tüketici fiyat endeksi (TÜFE) 2017 yılı Nisan ayı verileri yayınlandı. Bu bilgilere göre, fiyatı geçen aya oranla yüzde 61.03 oranında artan domates zam şampiyonu oldu. Yüzde 29,33’lük artış ile patates ikinci olurken, fiyatı yüzde 21,21 artan tek parça elbise üçüncü sırada yer aldı.

Fiyatı en fazla artış gösteren ürünler;

  1. Portakal yüzde 20,18,
  2. Kadın gömleği yüzde 19,97,
  3. Kadın ceketi yüzde 19,71,
  4. Muz yüzde 17,33,
  5. Erkek ceketi yüzde 16,52,
  6. Yurt içi bir hafta ve daha fazla süreli turlar yüzde 14,53,
  7. Etek yüzde 14,20,
  8. Erkek takımı elbise (erkek için) yüzde 13,56,
  9. Kadın ayakkabısı yüzde 13,34,
  10. Çocuk pantolonu yüzde 12,45,
  11. Limon yüzde 10,03,
  12. Makyaj malzemeleri yüzde 8,35,
  13. Kahve yüzde 7,29,
  14. Havuç yüzde 6,58,
  15. Sabun yüzde 5,96,
  16. Koyun eti yüzde 5,54,
  17. Tavuk eti yüzde 5,07 şeklinde sıralanırken,

2017 yılı Nisan ayı verilerine göre fiyatı geçen aya oranla en fazla düşen ürün yüzde 47,99 düşüş gösteren patlıcan olurken, yüzde 46,66’lık düşüş ile salatalık ikinci, yüzde 42,31’lik düşüş gösteren taze fasulye de üçüncü oldu.

Diğer fiyatı düşen ürünler ise;

  1. Kabak yüzde 41,34,
  2. Sivri biber yüzde 37,79,
  3. Yumurta yüzde yüzde 13,58,
  4. Kasko ve zorunlu trafik sigortası yüzde 8,29,
  5. Lpg dolum ücreti yüzde 7,90,
  6. Tüp gaz yüzde 4,28,
  7. Bulaşık bezleri yüzde 3,86,
  8. Fındık içi yüzde 2,15,
  9. Yatak örtüsü yüzde 1,48,
  10. Ayran yüzde 1,15,
  11. Yoğurt yüzde 1,10,
  12. Tahin helvası yüzde 1,00,
  13. Kesme şeker yüzde 0,81,
  14. Bebek bezi yüzde 0,62,
  15. Mendil yüzde 0,60,
  16. Tuvalet kağıdı yüzde 0,53,
  17. Televizyon yüzde 0,46

şeklinde sıralandı.

 

NİSAN 2017 – “AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI”

NİSAN 2017  – “AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI”

TÜRK-İŞ’in, çalışanların geçim koşullarını yansıtan düzenli araştırmasına göre Nisan 2017 (sonu)  itibariyle;

 

  • Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması:

 Açlık Sınırı                            :  1.518 tl   

  • Dört kişilik bir ailenin yapması gereken gıda harcamasıyla birlikte giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık v.b. gibi insan onurunun gerektirdiği aylık zorunlu ihtiyaçları karşılayabilmesi için yapması gereken harcama (ücret düzeyi değildir):

Yoksulluk Sınırı                  :  4.945 tl 

  • Bekar bir çalışanın aylık geçim maliyeti     : 1.899  tl
  • Aylık net asgari ücret :   1.404  tl 

 

Hesaplanan tutarlar ücret düzeyi olmayıp haneye girmesi gereken toplam gelir miktarıdır. Her ayın son haftasında, TUİK istatistiklerinden yaklaşık 1 hafta önce açıklanan sonuçlar, tüketici fiyatlarındaki artış eğilimini yansıtan “öncü gösterge” niteliğini taşımaktadır. Sonuçta hesaplanan açlık ve yoksulluk sınırları ile ailelerin elde ettikleri gelir arasındaki fark geçim zorluğunun boyutlarını göstermektedir.

Raporda TÜRK-İŞ’İN doğrudan piyasadan, market ve semt pazarları sürekli dolaşılarak tespit ettiği ve yoksul kesimlerin harcamalarında ağırlık yer tutan gıda maddeleri fiyatlarında (Ankara);

  • Bir önceki aya göre değişim oranı % 2,51
  • Nisan 2016’ ya göre değişim oranı % 9,45
  • 12 aylık ortalamalara göre değişim oranı ise % 3,38

olarak hesaplanmıştır.

1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ

1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ

1 Mayıs 2017’ye girerken tüm dünya emekçileri yıllar süren mücadeleler sonucunda elde etmiş oldukları kazanımlarını kutlamak yerine, bunları kaybetmemek için büyük uğraş veriyorlar.  Bir yanda baskı, sendikasızlaştırma, düşük ücret ve güvencesiz işçilik gibi hayati sorunlarla baş etmeye çalışırken diğer yanda da küresel güç odaklarının yarattığı savaşa, buna bağlı olarak ortaya çıkan ırkçılığa ve göçmen düşmanlığına karşı durmaya çalışıyorlar. Hatta küresel bir genel grev çağrısından söz ediliyor.

Ülkemiz emekçilerinin sorunları da benzer ve bu yıl 1 Mayıs ’da tüm dünyadaki işçiler gibi onlar da “ekmek, barış, özgürlük” talepleriyle meydanları dolduracaklar.

Türkiyeli işçileri ve de tüm halkımızı 1 Mayıs’da Ankara’da Tandoğan meydanında emek dayanışması için bir araya gelmeye çağıran TÜRK-İŞ’in önceliği demokrasi dışı girişimlere ve iş güvencesinin kalan tek dayanağı kıdem tazminatının gasbına karşı durulması olacaktır.

Emekçilerimiz bunun yanı sıra temel sorunları Güvencesiz Çalışma,  Taşeron sistemi ve onun yerine ikame edilmeye çalışılan Kiralık İşçilik ve İşçi Simsarlığı, İş Cinayetleri ve artan İşsizliğe karşı taleplerini dile getireceklerdir.

Yaşasın işçinin/emekçinin bayramı 1 Mayıs.

Yaşasın hakça kurulmuş bir düzen.

 

 

TÜRK-İŞ’in 1 Mayıs çağrısı:

http://www.turkis.org.tr/dosya/D0U6s90doqpg.pdf

 

KARADENİZ’İN ÖTEKİ YÜZÜ DEĞİŞMEDİ

KARADENİZ’İN ÖTEKİ YÜZÜ DEĞİŞMEDİ

Rusya’dan Türkiye’ye gitmekte olan kuru yük gemisi Geroi Arsenala 19 Nisan 2017 tarihinde Kerç Boğazı yakınlarında, fırtına koşullarında ikiye bölünüp batmıştır. Şu ana kadar 12 mürettebattan ancak 1 kişi kurtarılabildiği haberi alınmıştır. 2850 dwt’luk gemi 1980 yılı yapımı ve Panama bandıralı (Elverişli Bayrak) idi.

Karadeniz’de büyük ölçüde denize elverişsiz gemilerle ve çok kötü çalışma koşulları altında yapılan deniz ticaretine dikkat çekmek ve bölgede hizmet veren denizçalışanlarını hakları konusunda bilinçlendirmek, kamuoyunda farkındalık yaratmak amacıyla Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu (ITF) önderliğinde Karadeniz’e kıyısı bulunan ülkelerin üye sendikaları geçtiğimiz yıllarda Karadeniz Eylem Haftaları kapsamında çeşitli etkinlikler gerçekleştirdiler.

Terkedilmiş gemiler, aç-susuz kalmış gemiadamları, sigortasız ve güvencesiz çalışma, ödenmeyen ücretler ve hiçbir anlayışa sığmayan çağdışı bir işletmecilik.  Karadeniz ülkelerinin gemisahipleri düşük maliyetli ticaret yapmak uğruna ömrümü tamamlamış hurdalarla çalışmaktaydı.  Öyle ki, zora düştüklerinde gemilerini bırakıp gitmekteydiler.  Sonuç: kazalar, batmalar, karaya oturmalar ve tabii ki ölümler.

Ancak ILO’nun 2006 Denizcilik Çalışma Sözleşmesinin çevre ülkelerde yürürlüğe girmesi, liman kontrollerinin sıkılaştırılması ve standart altı gemilerin hurdaya ayrılmasıyla çalışma koşullarında iyileşme sağlanacağı düşünülüyordu.

Utanç Denizi Karadeniz belgeselini izlemek için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=PheZ55kAEdY

Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü İle Toplu İş Sözleşmesi Görüşmeleri Başladı

Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü personelinin çalışma şartlarını ve özlük haklarını düzenlemek amacıyla 10. Dönem Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerine “ERV NENE HATUN” isimli gemide başladık. Açılışta,Sendikamızdan Genel Başkanımız Dr. Hasan PEKDEMİR, Genel Sekreterimiz Eyüp KASAP, ,Genel Mali Sekreterimiz Cevahittin YEŞİLTAŞ, Genel Teşkilatlandırma Sekreterimiz İrfan METE ve Maramara Bölgesi Şubesi yetkililerimizin yanı sıra Genel Müdür Vekili B. Olcay ÖZGÜRCE, Genel Müdür Yardımcısı Vekili Hakan VURAL, Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) Genel Sekreteri Adnan ÇİÇEK yer aldı.

TÜRKİYE ILO – DENİZCİLİK ÇALIŞMA SÖZLEŞMESİ, 2006 (MARITIME LABOUR CONVENTION, 2006)’YI ONAYLAYACAK

TÜRKİYE ILO – DENİZCİLİK ÇALIŞMA SÖZLEŞMESİ, 2006 (MARITIME LABOUR CONVENTION, 2006)’YI ONAYLAYACAK

Tüm dünya denizlerinde hizmet veren gemiadamlarının “iş kanunu” olan ve yürürlüğe girdiği 20 Ağustos 2013 tarihinden buyana dünya gemi tonajının %91’ine sahip 81 ülke tarafından onaylanmış bulunan “Denizcilik Çalışma Sözleşmesi, 2006 – MLC, 2006” nın Türkiye tarafından onaylanması TBMM’nin 02/03/2017 tarihli oturumunda kabul edilmiş ve karar 6898 sayılı Kanun olarak 25/03/2017 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

Denizcilik Çalışma Sözleşmesi, çok uluslu iş ilişkileri altında hizmet veren denizçalışanları için gerekli asgari çalışma ve yaşam koşullarının sağlanmasını güvence altına almasının yanı sıra esas olarak çalışanların temsilini ve bu bağlamda sendikaların işlevini ön plana çıkarır ve denizcilik sektöründe sosyal diyalog oluşturulmasını, denizde çalışmaya ilişkin kararların sektörün paydaşları arasında yapılacak müzakerelerle karara bağlanmasını öngörür.

Sendikamız Sözleşmenin Türkiye tarafından kabul edilme sürecinde gerek toplantılar düzenleyerek gerekse hazırlık çalışmalarına katılarak büyük çaba göstermiş ve katkı sağlamıştır.

MART 2017 – “AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI”

MART 2017  – “AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI”

TÜRK-İŞ’in, çalışanların geçim koşullarını yansıtan düzenli araştırmasına göre Mart 2017 (sonu)  itibariyle;

 

  • Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması:

         Açlık Sınırı       :  1.481 tl

    

  • Dört kişilik bir ailenin yapması gereken gıda harcamasıyla birlikte giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık v.b. aylık zorunlu harcamalar (ücret düzeyi değildir):

          Yoksulluk Sınırı:  4.823 tl

 

  • Bekar bir çalışanın aylık geçim maliyeti1,854 tl

 

  • Aylık net asgari ücret: 1,404 tl

 

Hesaplanan tutarlar ücret düzeyi olmayıp haneye girmesi gereken toplam gelir miktarıdır. Her ayın son haftasında, TUİK istatistiklerinden yaklaşık 1 hafta önce açıklanan sonuçlar, tüketici fiyatlarındaki artış eğilimini yansıtan “öncü gösterge” niteliğini taşımaktadır. Sonuçta hesaplanan açlık ve yoksulluk sınırları ile ailelerin elde ettikleri gelir arasındaki fark geçim zorluğunun boyutlarını göstermektedir.

Raporda TÜRK-İŞ’İN doğrudan piyasadan, market ve semt pazarları sürekli dolaşılarak tespit ettiği ve yoksul kesimlerin harcamalarında ağırlık yer tutan gıda maddeleri fiyatlarında (Ankara);

 

  • Bir önceki aya göre değişim oranı % -1,44
  • Mart 2016’ ya göre değişim oranı % 5,76
  • 12 aylık ortalamalara göre değişim oranı ise % 2,92

 

olarak hesaplanmıştır.

 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü Kutladık

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğimizi Üsküdar’da bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirdik. Etkinlik kapsamında açılış ve sunum konuşmasını sendikamız adına Marmara Bölgesi Şubesi İdari Sekreteri Yavuz Pekbaşoğlu yapmış olup, şehir dışında olmasından dolayı etkinliğimize katılım sağlayamayan G

enel Başkan Dr. Hasan Pekdemir adına 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün önem ve anlamını belirten mesajını adına sunmuştur.

Ayrıca etkinliğimiz kapsamında kısa süre önce anlaşma sağlamış olduğumuz ve protokol imzaladığımız Astra Esteticium Sağlık Merkezi yöneticileri ve doktorları 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne istinaden sunumlarını gerçekleştirdiler ve etkinlik sonunda katılım gösteren sendikamız üyesi bayan arkadaşlarımıza hediyelerini sundular.

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

Kadınlar için bir mihenk taşı olan 8 Mart 1857 grevinden buyana kadınların zorlu mücadelelerle elde ettikleri kazanımlar, yıldan yıla gelişen haklar tersine dönmüş görünüyor.  Kadınlar küresel planda,

  • Kemer sıkma politikalarıyla birlikte ücret eşitsizliği, sağlık hizmetlerinin giderek özelleştirilmesi
  • Güvencesiz ve kayıt dışı çalışma biçimleri
  • Düşük istihdam seviyesi
  • Ataerkil davranış biçimlerinin yeniden ortay çıkması
  • Cinsiyet Temelli Şiddet
  • Ayrımcılık, bağnazlık
  • Kadın düşmanlığı
  • Kadına yönelik suçlara ceza hafifletmesi

Gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadırlar.

Hem dünya gerçeği hem de Türkiye gerçeği kadının hem aile yaşamında hem de kamusal alanda erkek kadar yer bulmadığını ve eşitlik için hak arayış sürecinde de şiddete maruz kaldığını göstermektedir.  Kadının kendi kimliğiyle kabul edilmesi teme insan hakkıdır.

Cinsiyet temelli şiddet, kadın ve erkek arasındaki eşitsiz güç ilişkilerinin göstergesi olarak tüm kamusal alanda olduğu gibi çalışma yaşamında da en yaygın ve gittikçe artan insan hakları ihlallerinden biri olarak sürmektedir.

Fiziksel saldırı, Sözlü taciz ve Şiddet Tehdidi, Sataşma, Psikolojik Taciz, Yıldırma ve Cinsel Taciz gibi çoklu biçimlerde kendini göstermektedir.

(Tüm dünyadaki kadınların genel olarak en az %35’nin fiziksel yada cinsel şiddete maruz kalmış, yaklaşık %50’sinin de çalışma yaşamında istenmeyen davranışlar ve yaklaşımlar veya diğer cinsel taciz biçimleriyle karşılaşmaktadırlar.)

Ayrıca, aile içi şiddetin/eş şiddetinin de çalışma hayatı üzerinde

  • işe gelmeme
  • üretkenlik kaybı
  • şiddete maruz kalanın iş güvencesinin ortadan kalkması

gibi olumsuz etkileri olmaktadır.

Kadınlara yönelik şiddetin maliyeti de işverenlerle birlikte tüm toplumun üzerinde olduğu açıktır. (ABD’indeki verilere göre toplumsal cinsiyete dayalı şiddet sonucunda ruhsal ve bedensel hastalıkların tedavi masrafları ve yol açtıkları üretim kaybı yılda yaklaşık 5.8 Milyar Dolardır.)

Kadının toplumsal yaşamda, aile içinde ve işyerindeki hakları için güvence ve saygı talep eden Sendikalar bir yandan kadınlar için yüksek standartlı, insan onuruna yakışır iş için mücadele ederken, toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkının azaltılması, kadının günlük yaşamını etkileyen ayrımcılık ve şiddete son verilmesi için kararlı mücadele sürdürmektedirler.

Sendikalar işyerinde toplumsal cinsiyet temelli şiddetin sona erdirilmesi için harekete geçmiş ve yeni bir çalışma sözleşmesinin hazırlıkları için çalışmaktadırlar. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) bu bağlamda bir kampanya yürütmektedir. ITUC iş hayatında karşılaşılan toplumsal-cinsiyete dayalı her türlü şiddet biçimiyle mücadele amacıyla ILO’dan yeni bir Uluslararası Çalışma Sözleşmesinin yürürlüğe konulmasını talep etmektedir.

Üzerinde çalışılan sözleşme belirli sektörlerde çalışan kadınlar için özel önem taşımaktadır.  Kadınlar birçok işkolunda itici güçtür.  Merdivenaltı atölyelerde didinen kadın işçiler iş sağlığı ve güvenliği bulunmayan koşullarda çalıştırılmakta ve gözetmenlerin/işletmecilerin/işverenlerin sözlü ve fiziksel taciz ve sömürüsüne maruz kalmaktadırlar.  Küresel tedarik zincirleri böyle bir üretim modeli üzerinde kurulmuştur.  Bu aşağılayıcı modelin ortadan kaldırılmasına yönelik uluslararası norm ve kuralların geliştirilmesi zorunlu hale gelmiştir.

Amaç bir yanda toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık ve şiddetin olumsuz etkileri bertaraf edilirken diğer yanda güvenli ve üretken çalışma ortamları yaratılmasıdır. Tasarlanan ILO sözleşmesi sadece şiddet kurbanlarını korumaya yönelik olmayıp işverenlerin de yararınadır. Bu ciddi sorun tarihsel bir işbirliği ile ortak bir çerçevede ele alınmalıdır.

Kadın örgütlenmesinin geliştirilmesi, kadın haklarına ilişkin farkındalık yaratılması ve sendika etkinliklerinde ve yönetimlerinde daha fazla kadının katılımının sağlanması sendikaların acil görevidir.

Ne mutlu adil ve eşit bir dünyada yaşamak ve çalışmak için hak arayan ve mücadele eden emekçi kadınlara.

Tüm kadın çalışanların “8 Mart Emekçi Kadınlar Gününü” saygı ve sevgiyle kutlarız.

 

ŞUBAT 2017 – “AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI”

ŞUBAT  2017  – “AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI”

 

TÜRK-İŞ’in, çalışanların geçim koşullarını yansıtan düzenli araştırmasına göre Şubat 2017 (sonu)  itibariyle;

 

  • Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması:

 

Açlık Sınırı       :  1.502 tl

    

  • Dört kişilik bir ailenin yapması gereken gıda harcamasıyla birlikte giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık v.b. aylık zorunlu harcamalar (ücret düzeyi değildir):

 

Yoksulluk Sınırı:  4.894 tl

 

  • Bekar bir çalışanın aylık geçim maliyeti1,875 tl

 

  • Aylık net asgari ücret: 1,404 tl

 

Hesaplanan tutarlar ücret düzeyi olmayıp haneye girmesi gereken toplam gelir miktarıdır. Her ayın son haftasında, TUİK istatistiklerinden yaklaşık 1 hafta önce açıklanan sonuçlar, tüketici fiyatlarındaki artış eğilimini yansıtan “öncü gösterge” niteliğini taşımaktadır. Sonuçta hesaplanan açlık ve yoksulluk sınırları ile ailelerin elde ettikleri gelir arasındaki fark geçim zorluğunun boyutlarını göstermektedir.

 

Raporda TÜRK-İŞ’İN doğrudan piyasadan, market ve semt pazarları sürekli dolaşılarak tespit ettiği ve yoksul kesimlerin harcamalarında ağırlık yer tutan gıda maddeleri fiyatlarında (Ankara);

 

  • Bir önceki aya göre değişim oranı % 1,57
  • Şubat 2016’ ya göre değişim oranı % 6,75
  • 12 aylık ortalamalara göre değişim oranı ise % 3,05

 

olarak hesaplanmıştır.

 

(Son altı ay itibariyle hesaplanan gıda fiyatlarındaki % 10.34’lük artıştan dolayı düşük gelirli ailelerde “hissedilen enflasyon” daha fazla olmuştur.)

 

 

 

Özel Yunus Emre Hastanesi İle Protokol İmzalandı

Sendikamız ile İstanbul Üsküdar’da bulunan Özel Yunus Emre Hastanesi ile protokol imzalanmıştır. Protokol kapsamında tüm üyelerimiz, emeklilerimiz ve onların anne, baba, çocuk, kardeş gibi 1. dereceden yakınları SGK indirimine ek olarak %15 oranında Sendikamıza özel indirimden tüm sağlık hizmetlerinde (acil servis, göğüs hastalıkları, genel cerrahi vb.) faydalanabileceklerdir. Üyelerimizin hizmetlerden daha hızlı faydalanabilmesi için sendika kimlik kartlarını yanlarında bulundurmaları, ellerinde yok ise sendikamızdan talep etmeleri rica olunur.