EMEĞİN VE DAYANIŞMANIN BAYRAMINI KUTLADIK

EMEĞİN VE DAYANIŞMANIN BAYRAMINI KUTLADIK

1 Mayıs Birlik Dayanışma ve Mücadele günü bazı büyük illerde merkezi katılım olmak üzere tüm yurtta ve tüm kesimlerden yurttaşların katılımıyla yaygın ve kitlesel olarak kutlandı. Olumsuz çalışma koşullarına rağmen gün şenlik havasında geçti. Bu yılki kutlamalarda dikkat çeken bir husus hiçbir sendika ya da sivil toplum kuruluşuna üye olmadan kendiliğinden toplantılara katılan işçi sayısındaki artıştır.

4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının 7.000 TL’ sına dayandığı bu günlerde emeğin yoğun gündemi nedeniyle 1 Mayıs yurdun her köşesinde haftalar öncesinde başlayan toplantılar, gösteriler, tartışmalar ve açıklamalarla başlamıştı.  Yıllar süren zorlu mücadelelerle elde edilen sosyal ve ekonomik kazanımların geriye götürülme sürecinde emekçiler 1 Mayıs’ın hak arayışlarında yeni bir dönemin başlangıcı olmasını istiyorlardı.

Esasen ekonomik krizin ve işsizliğin hüküm sürdüğü bir dönemde ana gündem maddesi kıdem tazminatına yönelik yasal düzenlemeler öne çıkarken tüm taleplerde işçilerin ve konfederasyonların örtüştüğü gözlendi –

  • Kıdem tazminatının fona devredilmemesi ve düşürülmemesi
  • İşsizliğe çözüm bulunması  (2 milyon kişinin üzerinde yeni işsiz)
  • İş güvencesi (işten atılmalar, geçici işçilerin kadroya alınması
  • Ekonomik krizin faturasının emekçilere kesilmemesi
  • İnsan onuruna yakışır bir yaşam
  • Vergi adaleti
  • Parasız eğitim – parasız sağlık
  • Kadına ve çocuklara yönelik ayrımcılık ve eşitsizlik
  • Tarım politikalarında reform
  • Göçmen işçiler –  eşit ücret /eşit haklar

Kıdem tazminatıma dokunma ana sloganıyla meydanları dolduran TÜRK-İş’e bağlı sendikalar ayrıca KİT’lerde çalışan işçilerin kadro dışı bırakılması, sendikal hakların gaspı, güvencesiz çalıştırma ve vergi adaletsizliğine karşı taleplerini dile getirdi.

DİSK’e bağlı sendikaların da ana sloganı “kıdem tazminatıma dokunma” oldu.  Ekonomik krizin faturasının emekçilere yükletilmeye çalışıldığı da vurgulandı.  Güvenceli iş, örgütlenme özgürlüğü, taşeron işçilerin kadroya alınmasına yönelik talepleri yinelendi.

Kamu çalışanları taleplerini “İnsanca çalışmak insanca yaşamak”, “güvencesizliğe son, güvenceli iş, güvenceli iş haktır” şeklinde dile getirirlerken iş güvencesi, eşitlik ve demokrasi vurgusu yaptılar ve önümüzdeki dönemin esas gündeminin kamu emekçileri için güvenceli iş olduğunu ifade ettiler.

TMMOB ise doğal yaşam alanlarının ve kent kültürünün korunmasına yönelik talepleri dile getirirken kriz bahanesiyle kentlerin daha fazla yağmalanmasına dur denilmesi gerektiğini söyledi.

Yeni ekonomi paketi –

Verginin tabana yayılması, dolaysız vergilerin arttırılması, zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve kıdem tazminatının BES sistemiyle aynı fona devredilmesini getiriyor.

Yıllardır Kıdem Tazminatının “Kırmızı Çizgileri”  olduğunu belirten TÜRK-İŞ,

  • Kıdem tazminatının mevcut yapısının korunması ancak kıdem tazminatını alamayanlarla ilgili düzenleme yapılması gerektiğini (çünkü tazminat alamayanlar alabilenlerden çok daha fazladır)
  • 1 yıllık çalışma için 1 aylık ücretten kesinlikle geri adım atılmayacağını
  • Geçmişteki fon uygulamalarının olumsuz sonuçları varken kıdem tazminatının fona devredilemeyeceğini
  • İşçierin İŞKUR’da biriken parasının amacı dışında kullanılmaması gerektiğini
  • Hak kaybının kesinlikle kabul edilmeyeceğini
  • Asgari ücretli bir işçinin BES tasarrufu yapmasının mümkün olmadığını

söylüyor.

Tüm emekçilerin talepleri;

  • Kıdem tazminatının tam güvenceye alınması
  • İşsizlik sigortası fonunun amacı dışında kullanılmaması
  • Fonların sermaye kesimine destek olmak için kullanılmaması yönünde.

İşverenler bir süredir işten çıkarma maliyetlerinin düşürülmesi ve işgücü piyasasının esnekleştirilmesine yönelik uygulamaları dile getiriyorlardı ancak işçicilerin ve sendikaların kıdem tazminatı konusunda göstermiş oldukları hassasiyet bu tür uygulamaların yasalaşmasını engellemekteydi.

Ekonominin durgunluğa girmekte olduğu ve aynı zamanda yüksek gıda enflasyonunun hüküm sürdüğü ve emekçilerin alım gücünün hızla düştüğü ve işten çıkarılmaların arttığı bir dönemde tasarrufu zorunlu kılan BES uygulamasının getirilmesi de tepkiyle karşılanmaktadır.

Önemli hak kayıplarının söz konusu olabileceği bir süreçle birlikte  yeni bir mücadele sürecinin de başlayacağından söz ediliyor. 1 Mayıs 2019 bize böyle bir sürecin başlamakta olduğu, emeğin ortak talepleri doğrultusunda birlik içinde hareket etmek istediğinin işaretini veriyor.

1 Mayıs Birlik Dayanışma ve Mücadele günü bazı büyük illerde merkezi katılım olmak üzere tüm yurtta ve tüm kesimlerden yurttaşların katılımıyla yaygın ve kitlesel olarak kutlandı. Olumsuz çalışma koşullarına rağmen gün şenlik havasında geçti. Bu yılki kutlamalarda dikkat çeken bir husus hiçbir sendika ya da sivil toplum kuruluşuna üye olmadan kendiliğinden toplantılara katılan işçi sayısındaki artıştır.

4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının 7.000 TL’ sına dayandığı bu günlerde emeğin yoğun gündemi nedeniyle 1 Mayıs yurdun her köşesinde haftalar öncesinde başlayan toplantılar, gösteriler, tartışmalar ve açıklamalarla başlamıştı.  Yıllar süren zorlu mücadelelerle elde edilen sosyal ve ekonomik kazanımların geriye götürülme sürecinde emekçiler 1 Mayıs’ın hak arayışlarında yeni bir dönemin başlangıcı olmasını istiyorlardı.

Esasen ekonomik krizin ve işsizliğin hüküm sürdüğü bir dönemde ana gündem maddesi kıdem tazminatına yönelik yasal düzenlemeler öne çıkarken tüm taleplerde işçilerin ve konfederasyonların örtüştüğü gözlendi–

  • Kıdem tazminatının fona devredilmemesi ve düşürülmemesi
  • İşsizliğe çözüm bulunması  (2 milyon kişinin üzerinde yeni işsiz)
  • İş güvencesi (işten atılmalar, geçici işçilerin kadroya alınması
  • Ekonomik krizin faturasının emekçilere kesilmemesi
  • İnsan onuruna yakışır bir yaşam
  • Vergi adaleti
  • Parasız eğitim – parasız sağlık
  • Kadına ve çocuklara yönelik ayrımcılık ve eşitsizlik
  • Tarım politikalarında reform
  • Göçmen işçiler –  eşit ücret /eşit haklar

Kıdem tazminatıma dokunma ana sloganıyla meydanları dolduran TÜRK-İş’e bağlı sendikalar ayrıca KİT’lerde çalışan işçilerin kadro dışı bırakılması, sendikal hakların gaspı, güvencesiz çalıştırma ve vergi adaletsizliğine karşı taleplerini dile getirdi.

DİSK’e bağlı sendikaların da ana sloganı “kıdem tazminatıma dokunma” oldu.  Ekonomik krizin faturasının emekçilere yükletilmeye çalışıldığı da vurgulandı.  Güvenceli iş, örgütlenme özgürlüğü, taşeron işçilerin kadroya alınmasına yönelik talepleri yinelendi.

Kamu çalışanları taleplerini “İnsanca çalışmak insanca yaşamak”, “güvencesizliğe son, güvenceli iş, güvenceli iş haktır” şeklinde dile getirirlerken iş güvencesi, eşitlik ve demokrasi vurgusu yaptılar ve önümüzdeki dönemin esas gündeminin kamu emekçileri için güvenceli iş olduğunu ifade ettiler.

TMMOB ise doğal yaşam alanlarının ve kent kültürünün korunmasına yönelik talepleri dile getirirken kriz bahanesiyle kentlerin daha fazla yağmalanmasına dur denilmesi gerektiğini söyledi.

Yeni ekonomi paketi –

Verginin tabana yayılması, dolaysız vergilerin arttırılması, zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve kıdem tazminatının BES sistemiyle aynı fona devredilmesini getiriyor.

Yıllardır Kıdem Tazminatının “Kırmızı Çizgileri”  olduğunu belirten TÜRK-İŞ,

  • Kıdem tazminatının mevcut yapısının korunması ancak kıdem tazminatını alamayanlarla ilgili düzenleme yapılması gerektiğini (çünkü tazminat alamayanlar alabilenlerden çok daha fazladır)
  • 1 yıllık çalışma için 1 aylık ücretten kesinlikle geri adım atılmayacağını
  • Geçmişteki fon uygulamalarının olumsuz sonuçları varken kıdem tazminatının fona devredilemeyeceğini
  • İşçierin İŞKUR’da biriken parasının amacı dışında kullanılmaması gerektiğini
  • Hak kaybının kesinlikle kabul edilmeyeceğini
  • Asgari ücretli bir işçinin BES tasarrufu yapmasının mümkün olmadığını

söylüyor.

Tüm emekçilerin talepleri;

  • Kıdem tazminatının tam güvenceye alınması
  • İşsizlik sigortası fonunun amacı dışında kullanılmaması
  • Fonların sermaye kesimine destek olmak için kullanılmaması yönünde.

İşverenler bir süredir işten çıkarma maliyetlerinin düşürülmesi ve işgücü piyasasının esnekleştirilmesine yönelik uygulamaları dile getiriyorlardı ancak işçicilerin ve sendikaların kıdem tazminatı konusunda göstermiş oldukları hassasiyet bu tür uygulamaların yasalaşmasını engellemekteydi.

Ekonominin durgunluğa girmekte olduğu ve aynı zamanda yüksek gıda enflasyonunun hüküm sürdüğü ve emekçilerin alım gücünün hızla düştüğü ve işten çıkarılmaların arttığı bir dönemde tasarrufu zorunlu kılan BES uygulamasının getirilmesi de tepkiyle karşılanmaktadır.

Önemli hak kayıplarının söz konusu olabileceği bir süreçle birlikte  yeni bir mücadele sürecinin de başlayacağından söz ediliyor. 1 Mayıs 2019 bize böyle bir sürecin başlamakta olduğu, emeğin ortak talepleri doğrultusunda birlik içinde hareket etmek istediğinin işaretini veriyor.