25 KASIM – Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü

25 KASIM – Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü

Kadına karşı şiddet diğer şiddet biçimleriyle birlikte tüm dünyayı kasıp kavururken, basında yer alan istatistiklere göre ülkemizde sadece son 10 ayda 302 kadın eşi, sevgilisi, bir başka yakını yada komşusu/arkadaşı tarafından “kadın olduğu” için göz göre göre/göz önünde öldürülürken, son 9 ayda ise 122 bin 454 kadın şiddet gördüğü gerekçesiyle devletten koruma talep ederken, kendisini bir apartmanın altıncı katından atarak intihar eden Saadet Öğretmenin “Ben yapamadım “mobbinge” uğramaktan”  notunun vahameti belki de pek konuşulmadı.

Mobbing bir işyeri şiddeti, bir insan hakkı ihlali. Aşağılamadan alay etmeye, görmezden gelmekten kişiye uygun iş vermemeye kadar bir dizi davranış biçimiyle kişiyi yıldırmayı ve genellikle de işten uzaklaşmasını sağlamayı amaçlıyor.  Cinsiyete dayalı ayrımcılık sonucunda kadın emekçiler işyeri şiddetinden de fazlasıyla payını alıyor.

Toplumsal cinsiyet ayrımcılığına dayalı kadına karşı şiddet uygulaması her yerde – evde, işte, sokakta.. ve her biçimde; zapturapt altına alınamıyor.

İşyerinde kadına uygulanan şiddetin kontrol altına alınabilmesi, engellenmesi ve “tedavi edilmesi” konusunda diğer şiddet biçimleriyle mücadeleye göre daha başarılı hızlı ve etkin bir başarı sağlanabilir. Devlet-İşveren-İşçi işbirliğiyle kamusal alanın önemli bir bölümünü oluşturan çalışma yaşamında yeni bir anlayış ve davranış biçiminin oluşturulmasının genel olarak toplumda cinsiyet temelli şiddetin önlemesine kayda değer bir katkı yapacağı açıktır.

Bu bağlamda Uluslararası Sendikalar Konfederasyonun (ITUC) bu amaçla başlattığı ve Taşımacılık işçilerinin, özellikle kadın taşımacılık işçilerinin iş hayatında en çok şiddete maruz kalan gruplar arasında olması nedeniyle üyesi bulunduğumuz Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonunun (ITF) etkin rol alarak desteklediği uluslararası kampanya sonuç vermiş ve ILO’nun 100. yılındaki Çalışma Konferansında, küresel olarak yaygın bir insan hakları ihlali olan işyeri şiddetine karşı “190 sayılı 2019 Şiddet ve Taciz Sözleşmesini” ve ilgili “Tavsiye Kararını” kabul edilmiştir. ILO C190 iş hayatında şiddet ve tacizin ortadan kaldırılmasını amaçlayan ilk uluslararası standarttır.  Sözleşme iki üye ülkenin onayını takiben 12 ay sonra yürürlükte girmiş olacak.

İstihdam biçimine bakılmaksızın tüm çalışanlar, tüm sektörler, iş arayanlar, iş müracaatında bulunanlar ve aynı zamanda işverenin sorumluluklarını icra edenler de Sözleşmenin koruması altında bulunuyor.

Sözleşmeyle getirilen standartlar üye ülkelere “şiddete sıfır toleranslı bir ortam yaratmak” sorumluluğunu yüklerken, sadece işçinin ücret alarak çalıştığı iş mekânında meydana gelen şiddet ve taciz olaylarını değil, aynı zamanda

  • ara dinlenmelerde,
  • yemek molalarında,
  • tuvaletlerde ve banyolarda,
  • işle ilgili seyahatlerde,
  • eğitim faaliyetleri ve sosyal faaliyetler sırasında,
  • işverenin sağladığı mekanda yapılan işe ilişkin iletişim faaliyetleri sırasında ve
  • işe gidiş-gelişlerde

karşılaşılan şiddet ve taciz olaylarını da kapsıyor.

Ayrıca Sözleşmenin aile içi şiddeti de dikkate aldığını ve bunun iş hayatı üzerindeki etkisinin azaltılması bakımından alınabilecek önlemleri de kapsamasının bir sıçrama olduğunu ifade edilmiştir.

Sözleşme ve Tavsiye Kararının kabul edilmesi çalışanlar için ve işyeri şiddeti, özellikle toplumsal cinsiyet temelli şiddetle mücadele edilebilmesi için uluslararası bir çalışma sözleşmesinin oluşturulması için yıllardır çaba gösteren sendikal hareket için tarihsel bir zafer olarak kabul ediliyor.  Artık başta kadınlar ve güvencesiz çalışanlar olmak üzere işyerinde şiddet ve tacize maruz kalan milyonlarca çalışanı koruyacak ve onlara şiddetten arındırılmış bir ortamda çalışma hakkını sağlayacak kurallar var.

Gerek Sözleşme gerekse Tavsiye Kararına göre hükümetler işyerinde şiddet ve tacizin önlenmesine yönelik oluşturacakları mevzuat, strateji ve hareket tarzını belirlerken sosyal taraflara danışacaktır ve sosyal taraflarla birlikte çalışacaktır.

İşyeri ve işkolu düzeylerinde işyerinde kadına karşı şiddetin önlenmesinin esas sorumluluğu ve görevi sendikalara düşmektedir.  C190 sendikalara cinsiyet temelli şiddetle mücadele, iş hayatındaki eşitsizlik ve ayrımcılıkla mücadele edebilmeleri için önemli bir fırsat bir araçtır. ILO sözleşmesi ışığında bu bağlamda işyeri ve işkolunda kadına karşı şiddetin önlenebilmesi için politikalar ve politikaların uygulanmasına yönelik kontrol mekanizmaları oluşturulmalıdır.

Yazar hakkında

Zerrin Işık author